Gaziantep FK’da olağanüstü kongre kararı alındı. Yeni bir başkan, yeni bir yönetim ve yeni bir dönem kapıda…
Ancak bu değişimin kendisi kadar, nasıl gerçekleştiği de tartışılmayı hak ediyor.
Hatırlayalım…
Daha haziran ayında seçimli kongresini gerçekleştiren Gaziantep FK’da, Memik Yılmaz tek listeyle seçime girmiş, karşısına bir aday dahi çıkmamıştı. Aradan henüz üç ay geçmişti ki eylül ayıyla birlikte yeni yönetim arayışları başladı.
Özellikle AK Parti milletvekillerinin öncülüğünde bir konsorsiyum oluşturulduğu ve kulüp başkanlığının Ahmet Uzer’e teklif edildiği konuşulmaya başlandı. Ardından Memik Yılmaz’dan olağanüstü kongre kararı almasının istendiği ve başkanın da bu değişime mecbur bırakıldığı yönünde bir tablo ortaya çıktı.
Peki, haziran ayında bu kulübün geleceği düşünülmüyor muydu? O gün müdahil olunmayan bir yönetim sürecine, sadece birkaç ay sonra neden müdahale etme ihtiyacı duyuldu?
Sezon devam ederken, dere geçilirken at değiştirmek ne kadar doğru?
Bunlar cevaplanması gereken sorular.
Ancak şunu da açıkça ifade edeyim: Değişimin yöntemini doğru bulmasam da Memik Yılmaz döneminin artık sona ermesi gerektiğini düşünenlerdenim.
Çünkü hem kulüp hem de başkan, artık birbirini yıpratan bir kısır döngünün içerisine girmişti.
Özellikle son dönemde Vali Yardımcısı ve Halil Uğur’un da yer aldığı, Memik Yılmaz ile birlikte gerçekleştirilen ziyaretlerin bu değişim kararında etkili olduğunu düşünüyorum. Bana göre bu ziyaretlerde yalnızca kulübün ekonomik ihtiyaçları değil, şehrin Gaziantep FK’ya ve Memik Yılmaz yönetimine bakış açısı da analiz edildi.
Belki de değişim kararını hızlandıran en önemli etkenlerden biri buydu.
MEMİK YILMAZ’IN HAKKINI TESLİM EDELİM AMA…
Memik Yılmaz yönetiminin en önemli özelliği, düşük bütçelerle ayakta kalabilme becerisiydi.
Ligin en düşük bütçeli takımlarından biri olarak Süper Lig’de kalabilmek elbette küçümsenecek bir başarı değil. Bu anlamda Memik Yılmaz ve yönetiminin hakkını teslim etmek gerekiyor.
Ancak benim yıllardır eleştirdiğim nokta tam da burada başlıyor.
Az parayla iyi işler yapmak başka, daha iyi işler yapabilmek için gerekli parayı harcamaktan sürekli kaçınmak başka!
Memik Yılmaz’ın ekonomik disiplin anlayışını takdir ediyor ancak transfer politikasını tasvip etmiyordum.
Bu süreçte en büyük sıkıntıyı yaşayan isimlerden birinin de Sportif Direktör Cemil Cansız olduğunu düşünüyorum. Bu sıkıntılara rağmen deyim yerindeyse kısıtlı imkanlara rağmen başarılı işler çıkardı bunu söylemeden geçemeyiz. Birde imkanları iyi olsa nolurdu merak ediyorum.
Birçok önemli oyuncuyla temas kurulmasına, hatta anlaşma noktasına gelinmesine rağmen yönetimin aradaki maliyet farklarını karşılamak yerine daha ucuz alternatiflere yönelmesi, sportif planlamanın önündeki en büyük engellerden biri oldu.
Bazen 200-300 bin Euro fazla vererek çok daha kaliteli bir oyuncuya ulaşabilecekken, sırf daha ucuz diye ikinci veya üçüncü tercihlere yönelmek uzun vadede ekonomik bir tercih değildir.
Aksine, bazen en pahalı transfer, ucuz diye aldığınız ama hiçbir katkı sağlayamayan oyuncudur.
Bir anlamda, parasını verip sıcak ekmek almak yerine sürekli askıda ekmek aramaya benziyor bu anlayış!
Üstelik sonrasında da “Ligin en düşük bütçeli takımıyız, buna rağmen ligde kaldık” söylemiyle övünülüyor.
Evet, bu bütçelerle ligde kalmak başarıdır. Ancak Gaziantep FK’nın hedefi yalnızca ligde kalmak mı olmalı?
Asıl sorgulamamız gereken mesele bu!
UCUZ OYUNCU ALMAK MI, DEĞERLİ OYUNCU YARATMAK MI?
Gelelim işin biraz da stratejik boyutuna…
Futbolda yalnızca oyuncunun bugünkü maliyetine değil, gelecekte oluşturabileceği ekonomik değere de bakmak gerekiyor.
Elbette çok düşük maliyetle alınan bir futbolcunun büyük rakamlara satıldığı örnekler var. Ancak her transferden böyle bir mucize bekleyemezsiniz.
Genel olarak oyuncunun yaşı, geçmiş performansı, oynadığı ligler, takip edildiği pazarlar ve potansiyeli, gelecekteki bonservis değerini belirleyen önemli unsurlardır.
Memik Yılmaz yönetimi, hücum hattını ağırlıklı olarak kiralık oyuncularla kurarken diğer bölgelerde de 100-200 bin Euro seviyelerinde transferler yapmaya çalışan bir anlayış sergiledi.
Peki, bu oyuncularla nasıl bir ekonomik büyüme hedefliyorsunuz?
100 bin Euro’ya aldığınız futbolcuyu 1 milyon Euro’ya satarsanız elbette büyük başarıdır. Ama sürekli bu seviyedeki oyunculara yönelerek 10-20 milyon Euro’luk transfer geliri üreten bir kulüp haline gelmek kolay değildir.
Çünkü oyuncunun yalnızca sahadaki performansı değil, transfer piyasasındaki geçmişi, bilinirliği ve takipçi kulüp sayısı da önemlidir.
İşte burada Göztepe örneğine bakmak gerekiyor.
Romulo gibi bir oyuncuya milyonlarca Euro yatırım yapıp sonrasında çok daha yüksek bir bonservis bedeliyle satış gerçekleştirmek, yalnızca futbolcu keşfetmek değil, ekonomik bir vizyon ortaya koymaktır.
Benzer şekilde daha makul maliyetlerle kadroya katılan oyuncuların değer kazanarak satılması da doğru planlamanın sonucudur.
Göztepe’nin ortaya koyduğu model bize şunu gösteriyor:
Transferde sadece tasarruf ederek değil, doğru oyuncuya doğru parayı yatırarak da para kazanabilirsiniz.
Gaziantep FK’nın da artık bu anlayışa geçmesi gerekiyor.
Sürekli küçük bütçelerle oyuncu arayan, risk almaktan kaçınan, mevcut şartları korumayı başarı kabul eden bir kulüp olmak yerine, kontrollü risklerle ekonomik değer üreten bir yapıya dönüşmeliyiz.
Çünkü futbol ekonomisinde bazen para kazanmanın yolu, doğru yere para harcamaktan geçiyor.
YENİ YÖNETİM PARAYI BULDU DİYE SAVURMAMALI!
Yeni yönetimde ekonomik anlamda güçlü, şehrin önemli isimlerinin yer alacağı konuşuluyor.
Bu tablo bana biraz Büyükekşi dönemini hatırlatıyor.
Maddi imkânların artması, daha kaliteli futbolcuların transfer edilmesi ve taraftarı heyecanlandıracak hamleler yapılması elbette güzel gelişmeler olacaktır.
Ancak burada çok önemli bir tehlike var.
Gaziantep FK, ‘Parası olmayan kulüp’ imajından kurtulurken ‘Parası çok, istediğiniz rakamı söyleyin’ denilen bir kulübe dönüşmemeli!
Çünkü transfer piyasasında oluşturduğunuz profil, kolay kolay değişmez.
Bugün Gaziantep FK’nın ilgilendiği bir oyuncuya başka bir kulüp talip olduğunda, rakip kulübün ekonomik üstünlüğü nedeniyle transferde avantaj sağlayabildiğini biliyoruz.
Sportif Direktör Cemil Cansız’ın, kısıtlı imkânlarla oyuncuları ikna etmek için nasıl mücadele ettiğine dair önemli bilgiler edindim.
Gaziantep FK’nın ekonomik olarak zayıf görülmesi, oyuncularla yapılan görüşmelerde ciddi bir dezavantaj oluşturuyor.
Üstelik mesele yalnızca transfer bütçesi değil.
Üç dört maaşın biriktiği, ödemelerin geciktiği yönündeki algı da futbol camiasında hızla yayılıyor.
Futbolcular ve teknik adamlar kendi aralarında konuşuyor. Bir kulübün ödeme alışkanlığı, en az sportif hedefleri kadar önem taşıyor.
Bu nedenle yeni yönetimin önceliği yalnızca pahalı transferler yapmak olmamalı.
Önce güvenilir, ödemelerini zamanında yapan, ekonomik olarak istikrarlı bir kulüp profili oluşturulmalı.
Ardından transfer bütçesi kontrollü biçimde artırılmalı.
Memik Yılmaz dönemindeki aşırı temkinli ekonomik anlayıştan, bir anda ölçüsüz harcamalara geçmek Gaziantep FK’ya faydadan çok zarar verir.
İhtiyacımız olan şey transfer şovu değil, sürdürülebilir bir futbol ekonomisi!
ESKİ YÖNETİMDEN İSİMLER MUTLAKA OLMALI
Yeni yönetimin oluşumuyla ilgili bir başka önemli düşüncem daha var.
Memik Yılmaz yönetiminde gerçekten futbolu seven, zor zamanlarda kulübün yanında duran, maddi ve manevi fedakârlık yapan isimler bulunuyor.
Bu insanların sırf eski yönetimde görev aldıkları için dışarıda bırakılmasını doğru bulmam.
Yeni yönetim, eskiyle yeniyi harmanlayan bir anlayışla oluşturulmalı.
Kimse ötekileştirilmemeli.
Kimse siyasi yakınlığına göre değerlendirilmemeli.
Hele ki siyasette zaman zaman gördüğümüz, bir yönetim değiştiğinde önceki döneme yakın herkesin sistemin dışına itildiği anlayış, Gaziantep FK’ya kesinlikle taşınmamalı.
Bu kulüp bir siyasi partinin, bir grubun ya da birkaç iş insanının değil, Gaziantep’in ortak değeridir.
Şehrin ortak akıl kültürü, kulübün yönetimine de yansımalı.
Ancak burada bir eleştirim daha var.
Gaziantep FK kongrelerinde neden gerçek anlamda birden fazla aday yarışamıyor?
Neden her defasında şehrin önde gelen isimlerinin üzerinde uzlaştığı bir başkan etrafında birleşiliyor?
Elbette birlik ve beraberlik önemli.
Ama keşke bu kulübe başkan olmak isteyen, kendi projelerini ortaya koyan, futbol vizyonuyla yarışan iki üç adayın bulunduğu kongreler de görebilsek.
Çünkü başkanlık birilerine verilen görev değil, gönüllü olarak üstlenilen büyük bir sorumluluk olmalı.
KONGRE KONGRE AMA ERZURUM MAÇI NE OLACAK?
Bütün bu gelişmeler yaşanırken unutulmaması gereken çok önemli bir konu daha var: Cumartesi günü kendi sahamızda oynayacağımız Erzurum maçı!
Gaziantep FK için son derece kritik olan bu karşılaşmaya, böylesine belirsiz bir yönetim ortamında hazırlanmak başlı başına büyük bir sınav olacaktır.
Ancak burada herkesin üzerine düşen sorumluluklar var.
Mevcut yönetim, kongre kararı alınmış olsa bile son maçına, son gününe kadar görevinin başındaymış gibi takıma sahip çıkmalı, maddi ve manevi desteğini eksik etmemelidir.
Teknik kadro, kongre sürecinden tamamen bağımsız hareket etmeli, sanki yeni yönetimle de uzun yıllar çalışacakmış gibi aynı ciddiyet, disiplin ve özveriyle takımını bu maça hazırlamalıdır.
Futbolcular ise her şeyden önce hangi şehrin formasını giydiklerini unutmamalıdır!
Burası Gaziantep!
Bu şehir, kendisi için mücadele edenin emeğini de fedakârlığını da karşılıksız bırakmaz. Ancak sahada mücadele etmeyenin de hesabını sorar!
Oyuncular, yönetimde yaşanan değişimi kendilerine bahane değil, yeni bir başlangıç için fırsat olarak görmelidir. Gerekirse yeni yönetime kendilerini göstermek, bu takımın geleceğinde yer almak için iki kat fazla mücadele etmelidir.
Çünkü başkanlar değişir, yönetimler gelir geçer, teknik adamlar ve futbolcular değişir…
Ama Gaziantep FK bu şehrin takımıdır ve Süper Lig’deki varlığı her şeyin üzerindedir!
Cumartesi günü sahada kongre tartışmalarının gölgesinde kalmış bir takım değil, formasının ve şehrinin sorumluluğunu bilen, kazanmak için son düdüğe kadar mücadele eden bir Gaziantep FK görmek istiyoruz.
Kongre sandıkta, mücadele sahada kazanılır! İkisini birbirine karıştırmanın kimseye faydası yok!
SON SÖZ: DEĞİŞİM SADECE İSİMLERDE KALMAMALI!
Ben Memik Yılmaz’ın artık görevi bırakması gerektiğini düşünenlerdenim.
Ancak bu, yaptığı bütün işleri yok sayacağımız anlamına gelmez.
Kısıtlı bütçelerle Süper Lig’de mücadele eden, ekonomik zorluklarla boğuşan bir kulübü ayakta tutma çabası elbette değerlidir.
Fakat Gaziantep FK artık yalnızca ligde kalmayı başarı kabul eden bir kulüp olmaktan çıkmalı.
Daha büyük hedefler koymalı, daha doğru transfer yatırımları yapmalı, futbolcu yetiştirip satarak gelir üretmeli. Ekonomik gücünü artırırken sportif hedeflerini de büyütmeli.
Yeni yönetimden beklentim, Memik Yılmaz dönemindeki ekonomik disiplini tamamen terk etmeden, o dönemin aşırı temkinli transfer anlayışını geride bırakmasıdır.
Çünkü parayı hiç harcamamak da yanlış, hesapsız harcamak da!
Gaziantep FK’nın ihtiyacı olan şey, paranın değerini bilen ama gerektiğinde doğru yatırım için risk alabilen bir yönetim anlayışıdır.
Haziran ayında tek adayla seçilen bir başkanın, birkaç ay sonra değişime mecbur bırakılması düşündürücüdür. Ancak asıl mesele Memik Yılmaz’ın gidip Ahmet Uzer’in gelmesi değil, Gaziantep FK’nın yönetim anlayışının değişip değişmeyeceğidir.
Umarım bu kez yalnızca isimler değil, vizyon da değişir.
Çünkü Gaziantep FK’nın artık sadece ayakta kalmaya değil, ileriye doğru yürümeye ihtiyacı var.
Şimdi kongre süreci başladı…
Yeni başkan kim olacak, yönetimde hangi isimler yer alacak, nasıl bir ekonomik ve sportif vizyon ortaya konulacak? Hepsini hep birlikte göreceğiz.
Bakalım, zaman ne gösterecek…

Mustafa Özzorlar