GOL YOLLARINDA PROBLEM YAŞIYORUZ!
Orhan Ak yönetiminde Göztepe deplasmanında alınan 4 gollü galibiyetle umutlanan Gaziantep FK, sonrasında oynadığı üç maçta gol dahi atamayarak hücumda ne kadar kısır bir takım olduğunu gösterdi.
Başakşehir deplasmanında 2-1 kaybettik ama en azından gol atmayı hatırladık!
Sezon başında büyük umutlarla kadroya katılan Halil Dervişoğlu, Serdar Dursun ve Trivante Stewart üçlüsünün hücum performansı ise tam anlamıyla hayal kırıklığı!
Halil’in ardından Serdar Dursun da Başakşehir maçında golle tanıştı. Ancak Stewart için değişen hiçbir şey yok! İlk 11’de başlamasına rağmen yine beklentilerin uzağında kaldı.
Üç forvet transfer etmişiz ama hâlâ gol atacak oyuncu arıyoruz!
GERİLEMEYE DEVAM EDİYORUZ!
Mirel Radoi yönetiminde ilk üç haftada 4 puan toplayan Gaziantep FK, Orhan Ak’ın göreve gelmesiyle ilk iki maçta 4 puan daha kazanarak 8 puana ulaşmıştı.
Ancak Kocaelispor deplasmanında başlayan düşüş, kendi sahamızdaki Çorum mağlubiyeti ve son olarak Başakşehir yenilgisiyle devam etti.
Üç maç, sıfır puan!
Sonuç mu? 14. sıraya kadar geriledik!
Sezona umutla başlayan takım, birkaç hafta içerisinde yeniden alt sıraların korkusunu yaşamaya başladı.
ERZURUM MAÇI SADECE ÜÇ PUAN DEĞİL!
Artık öyle bir noktaya geldik ki Erzurum karşılaşması sıradan bir lig maçı olmaktan çıktı.
Gaziantep FK için bu maçın tek bir sonucu var: GALİBİYET!
Üst üste üç mağlubiyet alan bir takımın, kendi sahasında Erzurum karşısında da puan kaybetmesi sadece teknik direktörü değil, başkanından yöneticisine kadar herkesi büyük bir tartışmanın içerisine sokacaktır.
Ancak kazanırsak tablo değişir!
Orhan Ak, zorlu Trabzonspor deplasmanına cebinde önemli bir krediyle gider. Ardından Kasımpaşa, Gençlerbirliği ve Amed maçlarıyla puanları artırabileceğimiz bir periyoda gireriz.
Kısacası Erzurum maçı, sezonun geri kalanının nasıl şekilleneceğini belirleyebilecek bir dönüm noktası!
ORHAN AK’IN KIRMIZI KARTI ZAMANSIZDI!
Başakşehir’de üç sezon Abdullah Avcı ve Emre Belözoğlu’nun yardımcılığını yapan Orhan Ak’ın, maç sonunda Nuri Şahin ile yaşadığı tartışmayı açıkçası biraz geçmişe dayalı bir hesaplaşma gibi yorumladım.
Ancak zamanlaması son derece yanlıştı!
Takımın böylesine kritik bir süreçten geçtiği dönemde teknik direktörün kırmızı kart görmesi kabul edilebilir bir durum değil.
Şimdi Erzurum maçında kulübede olamama ihtimali var.
Hatta düşük bir ihtimal de olsa Erzurum maçına kadar yolların ayrılması bile gündeme gelebilir.
Ama ben buna karşıyım!
Çünkü Orhan Ak bu ligi bilen, yıllarca önemli teknik adamlarla çalışmış bir isim. Yerine gelecek kişinin daha başarılı olacağının hiçbir garantisi yok.
Bir de meseleye tersten bakalım…
Orhan Ak, göreve geldiğinde Göztepe ve Fenerbahçe maçlarından 4 puan almak yerine, bu puanları son haftalarda kazanmış olsaydı bugün kendisini tartışıyor olur muyduk?
Bence hayır!
Demek ki mesele sadece teknik direktör değil. Kadronun kalitesi, yanlış transfer tercihleri ve yönetimin sorumluluğu da konuşulmalı.
ŞİMDİ AYRILIK DEĞİL, BİRLİK ZAMANI!
Son günlerde medyaya yansıyan Başkan Memik Yılmaz’ın görevi bırakabileceği ve Orhan Ak ile yolların ayrılabileceği yönündeki haberleri doğru zamanda yapılmış tartışmalar olarak görmüyorum.
Bana göre ne Başkan Memik Yılmaz bırakmalı ne de Orhan Ak gönderilmeli!
En azından Erzurum maçına kadar bu tartışmalar rafa kaldırılmalı.
Çünkü şu anda Gaziantep FK’nın ihtiyacı yeni bir başkan ya da yeni bir teknik direktör değil, mevcut sorunlara çözüm bulacak birlik ve beraberlik ortamıdır.
Üç maç kaybedildi diye herkesin bavulunu toplaması çözüm değil! Hele ki böylesine kritik bir Erzurum maçı öncesinde yaşanacak ayrılıklar, zaten kırılgan olan takımın psikolojisini daha da bozabilir.
Erzurum maçını oynayalım, sonucu görelim, ardından gerekiyorsa herkesin hesabını sorarız!
Bu sözlerim ne Memik Yılmaz’ın yönetim anlayışını tamamen onayladığım ne de Orhan Ak’ın hatalarını görmezden geldiğim anlamına geliyor.
Eleştirilecek çok şey var. Hem de fazlasıyla!
Ancak her kötü sonuçtan sonra istifa ve ayrılık tartışmalarıyla gündemi meşgul etmek, Gaziantep FK’ya faydadan çok zarar verir.
Bugün istifa ve ayrılık tartışmalarıyla kendi ayağımıza sıkmanın kimseye faydası yok.
Şimdi koltukları değil, Gaziantep FK’nın geleceğini düşünme zamanı!
MAXİM’İN YEDEK KALMASI DOĞRU KARAR!
Alexandru Maxim, Gaziantep FK için sıradan bir futbolcu değil.
Altı yıldır bu takımın formasını giyen, kaptanlığını yapan ve herkesin saygısını kazanan önemli bir isim.
Ancak artık 36 yaşında!
Futbolun gerçeklerini de kabul etmek gerekiyor.
Maxim’in bazı maçlarda ilk 11’de, bazılarında ikinci yarıda kullanılması hem oyuncunun verimini artırabilir hem de takıma daha fazla katkı sağlayabilir.
Her maç 90 dakika sahada kalmak zorunda değil!
Üstelik Maxim’in de bu durumu problem etmeyecek olgunlukta olması gerekiyor.
Çünkü bu şehir kendisine büyük saygı duyuyor. Yedek kalmayı bir kriz haline getirmek ne Maxim’e ne de Gaziantep FK’ya yakışır.
TOBIASZ’A O GOL YAKIŞMADI!
Başakşehir’in attığı ikinci golde kaleci Kacper Tobiasz’ın ciddi bir hatası olduğunu düşünüyorum.
Bu seviyedeki bir kalecinin o pozisyonda daha dikkatli olması gerekirdi.
Ancak hakkını da teslim edelim. Sonrasında Yusuf Sarı’nın pozisyonunda yaptığı kurtarış oldukça başarılıydı.
İyiye iyi, kötüye kötü demek gerekiyor!
MAÇIN HAKKI BERABERLİKTİ!
Başakşehir deplasmanından puansız ayrıldık ama özellikle ikinci yarıda ortaya konulan futbolu tamamen çöpe atmak da haksızlık olur.
Topa sahip olma, ikili mücadele, korner, pas, orta, şut ve ceza sahasında topla buluşma gibi birçok istatistikte rakibimizle başa baş mücadele ettik.
Hatta ikinci yarının bazı bölümlerinde daha etkili olan taraf bizdik.
Ancak futbolun bir gerçeği var!
İyi oynadığın dakikalar değil, tabelaya yazdırdığın skor puan getiriyor.
Maça bizimle aynı puanda başlayan Başakşehir, aldığı galibiyetle 10. sıraya yükselirken biz 14. sıraya geriledik.
İşte futbolun acımasız tarafı da bu!
BU LİG DAHA ÇOK ŞEYE GEBE!
Bu sezon Süper Lig’de hem şampiyonluk yarışının hem de kümede kalma mücadelesinin son haftalara kadar büyük çekişmeye sahne olacağını düşünüyorum.
Eyüpspor, bana göre düşmenin en güçlü adaylarından biri.
Diğer iki takım için ise Erzurum, Gençlerbirliği, Samsunspor, Konyaspor ve maalesef Gaziantep FK’nın içerisinde bulunduğu gruptan iki takımın düşebileceğini düşünüyorum.
Elbette daha çok maç var, köprünün altından çok sular akacak.
Ancak gerçekleri de görmezden gelemeyiz.
Gaziantep FK’nın bir an önce toparlanması gerekiyor. Çünkü birkaç hafta önce orta sıraları konuşurken bugün yeniden düşme hattını hesaplamaya başladık.
ERZURUM MAÇINDA KIRGINLIKLARI UNUTALIM!
Şimdi gelelim en önemli meseleye…
Gaziantep FK’nın Erzurum ile oynayacağı karşılaşma sadece futbolcuların ve teknik heyetin değil, taraftarın da sorumluluk alması gereken bir maç.
Yönetime kızgın olabiliriz.
Transferleri eleştirebiliriz.
Teknik direktörün kararlarını beğenmeyebiliriz.
Futbolcuların performansından memnun olmayabiliriz.
Hepsinde haklı olduğumuz noktalar da olabilir!
Ama 90 dakika boyunca bunların tamamını bir kenara bırakmalıyız.
Çünkü sahadaki takım Gaziantep’in takımı!
Önce 90 dakika destek verelim. Son düdük çaldığında gerekiyorsa eleştirelim, gerekiyorsa tepki gösterelim, hak ediyorlarsa alkışlayalım.
Unutmayalım, bu takımın kaybedeceği sadece üç puan değil; belki de sezonun geri kalanına dair umutları olacak!
Erzurum maçını kazanalım, sonra eksikleri yine konuşuruz.
Çünkü eleştirmek bizim işimiz, sahip çıkmak ise hepimizin sorumluluğu!

Mustafa Özzorlar