GSO YÖNETİM KURULU BAŞKANI ADNAN ÜNVERDİ: “AB İLE GÜMRÜK BİRLİĞİ ANLAŞMASI OLAN ÜLKEMİZİN EKONOMİK VE TİCARİ GELECEĞİ İÇİN ‘MADE IN EU’ ETİKETİ KRİTİK ÖNEM TAŞIYOR”

Gaziantep Sanayi Odası (GSO) Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Ünverdi, Türkiye’nin Avrupa üretim zincirinin dışında bırakılması gibi bir durumun söz konusu olmadan gerekli adımların atılarak, “Made in EU” kapsamında yer alması gerektiğini söyledi.
Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasında yaklaşık 30 yıldır yürürlükte olan Gümrük Birliği’nin, sanayi ürünleri ticaretini ve karşılıklı yatırımları geliştirerek iki taraf arasında güçlü üretim ve tedarik zincirlerinin oluşmasına katkı sağladığını belirten Adnan Ünverdi, AB’nin gündemindeki Sanayi Hızlandırma Yasası ve “Made in EU” yaklaşımına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
TÜRKİYE, AVRUPA’NIN ÜRETİM VE TEDARİK ZİNCİRLERİNİN AYRILMAZ BİR PARÇASIDIR
Avrupa Birliği’nin üretimi kendi coğrafyasında güçlendirmeyi ve küresel rekabetçiliğini artırmayı amaçlayan politikalarının, Türkiye sanayisi açısından önemli sonuçlar doğurabileceğine dikkati çeken Başkan Ünverdi, “Made in EU” etiketi kapsamında gündeme gelebilecek menşe koşulları ve ticari avantajların Türkiye açısından yakından takip edilmesi gerektiğini ifade etti.
Ünverdi, “Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ticari ilişkiler yalnızca ihracat ve ithalattan ibaret değildir. Üretimden ara malına, tedarikten yatırıma kadar uzanan, yıllar içinde oluşmuş güçlü bir ekonomik entegrasyon söz konusudur. Sanayicilerimiz Avrupa’nın üretim zincirlerinde önemli bir rol üstlenmektedir. Bu nedenle, Avrupa Birliği’nin yeni sanayi politikaları oluşturulurken Türkiye’nin mevcut entegrasyonu ve Gümrük Birliği ortaklığı mutlaka dikkate alınmalıdır.” dedi.
GAZİANTEP İHRACATININ YAKLAŞIK YARISI AB ÜLKELERİNE YAPILIYOR
Gaziantep’in ihracat yapısı bakımından AB pazarının stratejik önem taşıdığını vurgulayan Ünverdi, Türkiye’nin olduğu gibi Gaziantep ihracatının da yaklaşık yüzde 50’sinin AB ülkelerine gerçekleştirildiğini belirterek şunları kaydetti: “Gaziantep, üretim kapasitesi, ihracat performansı ve farklı sektörlerdeki güçlü sanayi altyapısıyla Türkiye ekonomisine önemli katkılar sunmaktadır. İhracatımızın yaklaşık yarısının Avrupa Birliği ülkelerine yapılması, bu pazardaki rekabet koşullarının kentimiz için ne kadar önemli olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. ‘Made in EU’ kapsamında AB menşeli ürünlere çeşitli teşvikler, vergi avantajları ve kamu alımlarında öncelikler tanınması gibi uygulamaların hayata geçirilmesi durumunda, Türkiye’de üretilen ürünlerin bu avantajların dışında kalması sanayicilerimiz açısından dezavantaj oluşturabilecektir. Böyle bir durum, ihracat pazarlarımızdaki rekabet gücümüzü zayıflatabileceği gibi yatırımlar üzerinde de olumsuz etkiye sebep olabilir.”
TÜRKİYE İÇİN EŞDEĞER ORTAK STATÜSÜ ÜZERİNDE ÇALIŞILMALI
Türkiye’nin söz konusu düzenlemenin dışında kalmaması için diplomatik, hukuki ve ticari girişimlerin eş zamanlı yürütülmesi gerektiğini ifade eden Ünverdi, ilgili bakanlıklar, meslek kuruluşları, diplomatik temsilcilikler ve iş dünyası arasında güçlü bir koordinasyon kurulmasının önemine işaret etti.
Ünverdi, “Türkiye’nin Avrupa Birliği ile Gümrük Birliği ilişkisi ve Avrupa sanayisiyle bütünleşmiş üretim yapısı, yeni düzenlemelerde dikkate alınması gereken temel unsurlardır. Talebimiz, Türkiye’de üretilen ürünlerin Sanayi Hızlandırma Yasası kapsamındaki ilgili menşe ve destek koşullarında AB ürünleriyle eşdeğer muamele görmesidir. Bu doğrultuda Türkiye’ye eşdeğer ortak statüsü tanınması için hukuki ve diplomatik zeminde girişimlerde bulunulmalı; Avrupa’daki iş ortaklarımızla ortak çıkarlarımızı esas alan bir diyalog geliştirilmelidir. Türkiye’nin Avrupa üretim ekosistemindeki konumunun korunması, hem ülkemiz hem de Avrupa sanayisi açısından önem taşımaktadır” diye konuştu.
